Connect with us

Sağlık (A-Z)

Lenfoma nedir, tedavisi nasıldır?

Published

on

Lenfoma, insan vücudunun mikroplarla mücadele ağının bir parçası olan lenfatik sistem kanserine denir. Lenfatik sistem, lenf bezleri, dalağı, timus bezini ve kemik iliğini kapsar. Lenf kanseri, tüm bu alanları ve vücuttaki diğer organları etkileyebilir.

Birçok lenfoma türü vardır. Ana alt türler şunlardır:

  • Hodgkin lenfoma (eski adıyla Hodgkin hastalığı)
  • Non-Hodgkin lenfoma

Hangi lenfoma tedavisinin sizin için en iyisi olduğu, lenfoma tipinize ve ciddiyetine bağlıdır. Lenfoma tedavisi kemoterapi, immünoterapi ilaçları, radyasyon tedavisi, kemik iliği nakli veya bunların bazı kombinasyonlarını içerebilir.

Lenfoma, dünyada lösemi ve beyin tümöründen sonra 3. sırada, ülkemizde ise lösemiden sonra 2. sırada yer alıyor.

LENFOMANIN NEDENLERİ

Lenfomayla hastaneye başvuran hastaların büyük bir kısmında altta yatan bir neden saptanamıyor. Fakat bazı lenfoma hastalarının altta yatan nedenler arasında daha önce maruz kalınan radyoterapi, kimyasal madde örneğin benzen (aren veya aromatik hidrokarbonlar) içerikli maddeler, viral enfeksiyonlar vb. etkenler yer alabiliyor.

Advertisement

Hastaların büyük bir bölümünde ise lenf bezinin içindeki aktiviteden sorumlu olan genlerde tesadüfen bir kırılma olduğu saptanıyor.

LENFOMA BELİRTİLERİ NELERDİR?

Lenf bezlerindeki geçmeyen ve büyümeye devam eden şişlik ilk belirtilerinden. Özellikle boyun, koltuk altı ve kasık bölgesinde herhangi bir enfeksiyon durumu olmaksızın oluşan ve büyümeye devam eden ve genelde ağrısız seyreden şişlik.

İstem dışı herhangi bir rejim falan uygulanmadan kısa bir sürede hızla kilo verme, gece terlemeleri ve sebebi belli olmayan yüksek ateş lenf kanseri belirtilerinden.

Kalıcı yorgunluk, nefes darlığı, kaşıntı da lenfoma semptomları arasındadır.

Advertisement

LENFOMA TEDAVİSİ

Lenfomanın tedavisinde kemoterapi ve kök hücre nakli gibi yöntemler kullanılıyor. Tedavi yöntemleri çeşitlerine göre farklılık göstermekle birlikte lenfoma tedavisi mümkün olan bir hastalık.

Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis lenfoma tedavisinde de büyük önem taşıyor. Hodgkin lenfomaların 1. ve 2. evresinde 5 yıllık sağlıklı yaşam süresi yüzde 80, 3. ve 4. evrede ise yüzde 60 civarında. Non-hodgkin lenfomalarda ise kurtuluş oranları hastalığın çeşidine göre değişiyor ve yüzde 60’a yakını tamamen kurtulabiliyor.

Tedaviye yanıtsız hastaların ise yüzde 30’a yakını yüksek doz kemoterapi ve hastanın kendisinden toplanan kök hücre nakliyle kurtulabiliyor. Ayrıca son 10 yılda geliştirilen birçok yeni ilaç sayesinde tedavinin başarısında gelecek vadeden sonuçlar bekleniyor. Yine yukarıda belirttiğimiz gibi hangi lenfoma tedavisinin sizin için en iyisi olduğu, lenfoma tipinize ve ciddiyetine bağlıdır.

RİSK FAKTÖRLERİ

Advertisement

Lenfoma riskini artırabilecek faktörler şunlardır:

Yaş: Bazı lenfoma türleri genç yetişkinlerde daha yaygındır, diğerleri ise çoğunlukla 55 yaşın üzerindeki kişilerde teşhis edilir.

Erkek olmak. Erkeklerin kadınlara göre lenfoma geliştirme olasılığı biraz daha yüksektir.

Bozulmuş bir bağışıklık sistemine sahip olmak: Lenfoma, bağışıklık sistemi hastalıkları olan kişilerde veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar alan kişilerde daha yaygındır.

Belirli enfeksiyonların gelişmesi: Epstein-Barr virüsü ve Helicobacter pylori enfeksiyonu dahil olmak üzere bazı enfeksiyonlar artmış lenfoma riski ile ilişkilidir.

Advertisement
Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık (A-Z)

MANTARA YOL AÇAN ETKENLERE DİKKAT!

Published

on

Yaz mevsiminde havuz sezonunun da açılmasıyla birlikte kadınların sıklıkla karşılaştığı mantar enfeksiyonu hakkında bilgi veren Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, enfeksiyondan korunma yöntemlerine dair önemli uyarılarda bulundu.

MANTARA YOL AÇAN ETKENLERE DİKKAT!

Mantar enfeksiyonları yazın daha sık görülüyor. Bu soruna yol açan pek çok neden var” diyen Doçent Doktor Emre Özgü, risk faktörlerini ise şöyle sıraladı;

1-Vajinal bölgede iyi ve kötü mikroorganizmalar aynı bağırsaklardaki gibi bir düzen içerisinde yaşarlar. İlaç kullanımı, hastalık, dış etmen maruziyeti gibi durumlarda bu düzen bozulur ve kötü olarak kabul edilen mikroorganizmalar o bölgeyi işgal ederler.

2-Antibiyotik kullanımı, yoğun alkol tüketimi, karbonhidrattan zengin besinlerin tüketiminin artması gibi sebepler mantar enfeksiyonu için önemli risk faktörlerindendir.

3-Havuz sezonunda da mantar enfeksiyonlarının arttığını gözlemlemekteyiz. Sanılanın aksine mantar enfeksiyonunun havuzdan direkt olarak bulaşması mümkün değildir. Ancak havuz temizliği için kullanılan klor benzeri kimyasal maddeler mayolarda birikebilir ve bu kimyasallara maruziyet cilt ve mukozada irritasyona sebep olur. Tahriş olmuş cilt ise mantar enfeksiyonlarına daha duyarlı hale gelmektedir. Aynı zamanda klor vajinal bölgedeki pH dengesini olumsuz etkileyerek yine mantar enfeksiyonu için risk faktörü oluşturmaktadır.

Advertisement

BU BELİRTİLER VARSA…

Mantar enfeksiyonunun en sık görülen bulgusu vajinal kaşıntıdır. Kaşıntının yanında beyaz, parçalı zaman zaman hastaların süt kesiği olarak tarif ettiği akıntı da gözlenebiliyor. Akıntı ve kaşıntıya bağlı olarak genital bölge derisinde kızarıklık ve tahriş de gözleyebileceğimiz belirtiler arasında sayılıyor. Bu belirtilerden biri ya da bir kaçı varsa, bir uzmana başvurmak gerekiyor.

BU ÖNLEMLERİ İHMAL ETMEYİN

Her ne kadar havuz sezonu mantar enfeksiyonu için risk oluştursa da yaz aylarında havuz keyfinden tamamen mahrum kalmanın gerekmediğini belirten Doktor Emre Özgü, alınacak basit önlemler ile enfeksiyon riskinin minimuma indirilebileceğini dile getirdi. Alınacak önlemlerin en başında havuzda kalınan sürenin ayarlanması mümkünse uzun süre havuzda kalmaktansa ara ara havuzdan çıkılarak ara verilmesi gerektiğini söyleyen Özgü, havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayonun değiştirilmesi de enfeksiyonların engellenmesi için önemli olduğunu belirterek, mayonun havuz sonrası değiştirilmesi hem kimyasal maddelere maruziyeti minimuma indirdiğini hem de nemli ortamın ortadan kaldırılması ile mantar üremesinin önüne geçebildiğini belirtti.

”Mantarlara karşı koruyucu olan iyi bakterilerin sayıca fazla olmasını sağlayabilmek için doğal probiyotiklerden zengin olan ev yapımı yoğurt benzeri gıdaların daha sık tüketilmesine özen gösterilmelidir” diyen Doktor Özgü, ”Özellikle adet döneminde kullanılan hijyenik ped, tampon gibi sentetik materyaller bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Bu sebeple bu malzemeleri mümkün olduğunca kısa süreli kullanmak ve sık aralıklarla değiştirmek akıntıyı önleme konusunda faydalı olacaktır” İfadelerini kullanarak günlük ve tuvalet sonrası kullanılan temizlik ürünlerinin mümkün oldukça vücut dengesine uygun olmasına, kokulu ya da katkılı olmamasına özen gösterilmesinin de altını çizdi.

Hemen hemen her kadının hayatının bir döneminde karşılaştığı, yaz döneminde sık tekrarlayarak ya da uzun süre devam ederek kadınların hayatını kabusa çevirebilen mantar enfeksiyonu için en iyi tedavinin, önlemleri alarak gelişmesini önlemek olduğunu söyleyen Doçent Emre Özgü, ”Eğer bir şekilde mantar enfeksiyonuna yakalandığınızı düşünüyorsanız erken dönemde doktor kontrolüne gidip uygun tedavinin alınması hastalığın kronik hale gelmesini engelleyecek ve daha ciddi sorunlara yol açmasının önüne geçecektir” diyerek sözlerini noktaladı.

Advertisement
Continue Reading

Sağlık (A-Z)

Sağlık Bakanlığı Covid-19 tablosu 6 Ağustos 2021 koronavirüs vaka ve ölü sayıları

Published

on

Sağlık Bakanlığı, ‘Günlük Koronavirüs Tablosu’nu paylaştı. 6 Ağustos 2021 Cuma günü verilerine göre; Türkiye’de son 24 saatte 243 bin 280 yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi yapıldı, 23 bin 957 kişinin testi pozitif çıktı, 101 kişi hayatını kaybetti, iyileşen sayısı ise 6 bin 941 oldu.

18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 67.02, ikinci doz aşı yapılanların oranı da yüzde 45.91 olarak kayda geçti. Türkiye’de bugüne kadar yapılan aşı sayısı 41 milyon 601 bin 929’u birinci doz, 28 milyon 498 bin 869’u ikinci doz, 5 milyon 453 bin 334’ü üçüncü doz olmak üzere toplam 75 milyon 554 bin 132’ye yükseldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da sosyal medya hesabından günlük tabloyu paylaşarak, “Vaka sayılarının artış hızı istenilen seviyede düşerse daha güvende olacağız. Bunun için iki yol var; tedbir ve aşı. Aşınızı olun” değerlendirmesinde bulundu.

Continue Reading

Sağlık (A-Z)

Retina yırtılması nasıl olur? İşte belirtileri ve tedavisi

Published

on

Retina dekolmanının ciddi bir göz hastalığı olduğunu söyleyen Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bekir Koç, retina yırtılması tedavisinin nasıl gerçekleştirildiğini ve önemini anlattı.

Retina tabakasının yapışık olduğu göz küresinin iç yüzeyinden ayrılmasıyla oluşur. Genellikle retinada oluşan yırtık ve deliği takiben ortaya çıkar. Retinada oluşan yırtık veya delik bu iki tabakanın arasına sıvı sızmasına neden olur ve bu sıvı iki tabakayı birbirinden ayırır. Dolayısıyla yırtıkların erken tanısı ve tedavisi, retina tabakasının yerinden ayrılmasını ve dekolman oluşmasını engelleyecektir. Bu sayede de hastalığın önüne geçilmiş olunur.

RETİNA TEDAVİSİ GECİKTİRİLMEMELİ

Retinada oluşan yırtıkların mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bütün retinaya yayılır ve görüş yetisinde azalma olur .Retina yırtılmasının oluşması halinde ilk olarak ışık çakması, sinek uçuşmalarıyla birlikte gözün önünde kurum yağmasına benzeyen koyu renkli noktalar görülür. Zamanla görme bulanıklaşır. Tedavi edilmeme durumunda retina dekolmanı gelişerek görme kaybı gelişebilir. Bu belirtiler olan bir hastanın mutlaka muayene olması gerekir. Muayene sırasında göz bebeğini büyütmek için damla damlatılır. Hasta 15 dk bekler ve doktor tarafından retina muayenesi yapılır. Eğer muayene sırasına retina yırtığı tespit edilirse mutlaka tedavisi yapılmalıdır. Erken dönemde retinal yırtıklar lazer tedavisi ile onarılır. Lazer tedavisi ayaktan yapılan ağrısız ve riski olmayan bir işlemdir. İşlem ortalama 10 dakika sürer ve işlem sonrası hasta evine gidebilir. Eğer retina yırtıkları tedavi edilmezse retina dekolmanı gelişir.

RETİNE YIRTILMASI AMELİYAT İLE TEDAVİ EDİLEBİLİYOR

Retina dekolmanı gelişen bir hastada başlangıçta görme alanının bir bölümünde görme kaybolmaya başlar. Zamanla ilerleyen dekolman tüm görme alanını kapanır ve hastada görme kaybı oluşur. Hastada retina dekolmanı geliştiyse, tek tedavi seçeneği cerrahi müdahaledir. Retina dekolmanı ne kadar erken tedavi edilirse ameliyat sonrası başarı şansı o kadar yüksektir. Gecikilen durumlarda retina sinir hücreleri öleceğinden ameliyatla retina yerine yapıştırılsa bile görme artışı sağlanamayabilir. Hastanın nasıl ameliyat edileceği muayene sırasında retina dekolmanına neden olan yırtığın sayısı, büyüklüğü ve konumuna göre belirlenecektir. Retina dekolmanı geliştiğinde tek tedavi seçeneği vitreoretinal cerrahidir. Günümüzde retina cerrahları tarafından vitrektomi tekniğiyle hastanın tedavisi gerçekleştirilir. Retina dekolmanı ameliyatı mikrocerrahi yöntemlerle uygulanır. Ameliyat ortalama 1 saat sürer, hasta genellikle bir gece hastanede kaldıktan sonra ertesi gün taburcu edilir.

RETİNA AMELİYATI SONRASI BUNLARA DİKKAT

Ameliyat sonrasın da retina dekolmanı ameliyatı kadar çok önemlidir. Doktor tarafından verilen ilaçlar kullanılmalı ve doktorun talimatlarına uyulmalıdır. En az 1 hafta boyunca göze su değdirmemelidir. Göz kaşıntısı olabilir, asla hastanın kaşımaması ve el teması olmaması gerekiyor. Sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Araba kullanımı ameliyat sonrasında riskli olacağından, doktorunuzun kontrollerde söylediği süre boyunca araba kullanmamalısınız. Retina dekolmanı sonrasında iyileşme süresi yaklaşık 2 aydır.

Advertisement

RETİNA YIRTILMASI NEDEN OLUR?

Retina dekolmanında en önemli risk faktörleri arasında yaşlanma görülmektedir. Özellikle de ailesinde retina dekolmanı olan kişilerin mutlaka 6 ayda bir göz muayenesi olması ve hastalığın belirtileri hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Miyop göz kusuru olanlardaysa retina yırtıkları ve dekolmanı gelişmesi daha fazla görülmektedir.

Continue Reading

Trendler