Connect with us

Sağlık (A-Z)

Derin Ven Trombozu nedir?

Published

on

Derin ven trombozu, genellikle bacaklarda görülen bir damarın içinde oluşan bir kan pıhtısıdır. Önlenebilir ancak tedavi edilmediği takdirde kan akışını engelleyerek organ hasarına veya ölüme neden olabilir.

Pıhtı bölgesinde kızarıklık ve hassasiyet veya ağrı olabilir. Ancak DVT’li kişiler çoğu zaman bundan haberdar olmazlar. Uzun süre hareketsiz bir şekilde yatmak, kanser, gebelik, beyin operasyonu ve aşırı kilolar neden olabilmektedir.

Derin Ven Trombozu belirtileri

Derin Ven Trombozu belirtileri arasında; nefes almada güçlük, düşük tansiyon, bacaklarda ani şişiklik, bayılma, hızlı kalp atışı, göğüs ağrısı ve kanlı öksürme gibi belirtiler bulgular arasında yer alır.

Daha geç komplikasyonlar arasında kramp ve ödem oluşumu da yer almaktadır. Ayrıca bacaklarda beyazlama, su kesecikleri ve sertleşme de geç komplikasyonlar arasında yer alır.

Advertisement

DVT’ye ne sebep olur?

Damarın iç yüzeyine zarar veren herhangi bir şey neden olabilir. Kan akışı yavaş ve özellikle zaten hasar görmüş bir damarda pıhtı oluşturma olasılığı daha yüksektir. Ayrıca belirli genetik bozukluklar veya daha fazla östrojen bulunan kişilerin de kan pıhtılaşması olasılığı daha yüksektir.

Derin Ven Trombozu’nda yüksek risk taşıyan kişiler

Kanser hastaları, ameliyat geçirenler, uzun süreli aynı pozisyonda yatanlar, yaşlılar, sigara içenler, obez ve aşırı kilolular ve sürekli aynı pozisyonda uzun süre oturanlar yüksek risk taşırlar.

Ayrıca araştırmalar, 4 saatten fazla süren uzun mesafeli yolculuğun DVT geliştirme şansını iki katına çıkardığını gösteriyor. Hava yolu, otobüs, tren veya araba ile gitmeniz fark etmez. Sıkışık bir koltukta olduğunuzda ve hareket etmediğinizde, kan akışınız yavaşlar. Bu da DVT konusunda risk oluşturur.

Advertisement

Gebelik

Kadınların hamilelik sırasında ve doğumdan sonraki 4 ila 6 hafta içinde DVT geliştirmesi daha olasıdır. İşte o zaman daha yüksek östrojen seviyelerine sahipler ve bu da kanın daha kolay pıhtılaşmasına neden olabilir. Genişleyen rahimlerinin basıncı damarlardaki kan akışını da yavaşlatabilir. Bazı kan hastalıkları, DVT’ye sahip olma şanslarını daha da artırabilir.

Doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası semptomlar için bazı tedaviler, kandaki östrojen miktarını artırır ve DVT olma riski taşır.

DVT nasıl teşhis edilir?

Kapsamlı bir fizik muayene ve sonrasında Venöz Doppler testi ile tanı konulabilir. Erken konulacak teşhis tedavinin başarılı olmasını sağlayacaktır.

Tedavi

Advertisement

Derin Ven Trombozu’ndan günümüzde farmakomekanik tedavi yöntemleri uygulanıyor. Bu yöntemle damar içi pıhtı parçalayıcı kataterler ile damara girilerek pıhtının dışarı alınması sağlanır.

Doktor gözetiminde kan sulandırıcı ilaçlar verilebilir. Antikoagülan olarak adlandırılan bu ilaçlar DVT’yi tedavi etmenin en yaygın yoludur. Doppler testi uygulanmadan teşhis konularak verilen kan sulandırıcılar yanlış bir uygulamadır. Bu ilaçlar pıhtıyı parçalamaz. Bu ilaçları alan kişilerde sık sık morluklar olabilir veya daha kolay kanama olabilir.

Derin Ven Trombozu için neler yapılabilir?

Doktor tavsiyesi ile almanız gereken Varis çorapları, kanınızın hareket etmesini sağlamak için bacaklarınıza hafif bir baskı uygular. Pıhtı oluşumunu önlemenin yanı sıra şişme durumuna ve pıhtı oluştuğunda ağrıyı hafifletmeye yardımcı olurlar.

Yapabiliyorsanız bacaklarınızı yükseltmek için ayaklarınızı yerden dinlendirerek oturun. Damarlarınızdaki kanın kalbinize doğru akmasını kolaylaştıracaksınız. Bu şekilde bacaktaki şişlik ve rahatsızlık azalabilir.

Advertisement

Kan akışını sağlamak için kaslarınızı kullanın. Özellikle alt bacak kaslarınızı çalıştırın. Aktif olmadığınızda – örneğin masanızda – bacaklarınızı esnetmek için molalar verin. Ayağa kalkın ve biraz uzaklaşın.

Düzenli egzersizler aynı zamanda sağlıklı bir kiloda kalmanıza yardımcı olurken DVT olma olasılığınızı düşürür.

Uzun sürecek seyahatlerinizde sıkı giysiler giymeyin. İmkan varsa arada bir kalkın. Koltuğunuzda kalmanız gerekiyorsa, bacaklarınızı esnetin ve hareket ettirin. Baldırlarınızı ve uyluklarınızı sıkıp bırakmayı veya ayak parmaklarınız yerde iken topuklarınızı kaldırıp indirmeyi deneyin. Gideceğinizi yere vardığınızda yürüyerek bol bol yürüyüş yapın.

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık (A-Z)

MANTARA YOL AÇAN ETKENLERE DİKKAT!

Published

on

Yaz mevsiminde havuz sezonunun da açılmasıyla birlikte kadınların sıklıkla karşılaştığı mantar enfeksiyonu hakkında bilgi veren Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, enfeksiyondan korunma yöntemlerine dair önemli uyarılarda bulundu.

MANTARA YOL AÇAN ETKENLERE DİKKAT!

Mantar enfeksiyonları yazın daha sık görülüyor. Bu soruna yol açan pek çok neden var” diyen Doçent Doktor Emre Özgü, risk faktörlerini ise şöyle sıraladı;

1-Vajinal bölgede iyi ve kötü mikroorganizmalar aynı bağırsaklardaki gibi bir düzen içerisinde yaşarlar. İlaç kullanımı, hastalık, dış etmen maruziyeti gibi durumlarda bu düzen bozulur ve kötü olarak kabul edilen mikroorganizmalar o bölgeyi işgal ederler.

2-Antibiyotik kullanımı, yoğun alkol tüketimi, karbonhidrattan zengin besinlerin tüketiminin artması gibi sebepler mantar enfeksiyonu için önemli risk faktörlerindendir.

3-Havuz sezonunda da mantar enfeksiyonlarının arttığını gözlemlemekteyiz. Sanılanın aksine mantar enfeksiyonunun havuzdan direkt olarak bulaşması mümkün değildir. Ancak havuz temizliği için kullanılan klor benzeri kimyasal maddeler mayolarda birikebilir ve bu kimyasallara maruziyet cilt ve mukozada irritasyona sebep olur. Tahriş olmuş cilt ise mantar enfeksiyonlarına daha duyarlı hale gelmektedir. Aynı zamanda klor vajinal bölgedeki pH dengesini olumsuz etkileyerek yine mantar enfeksiyonu için risk faktörü oluşturmaktadır.

Advertisement

BU BELİRTİLER VARSA…

Mantar enfeksiyonunun en sık görülen bulgusu vajinal kaşıntıdır. Kaşıntının yanında beyaz, parçalı zaman zaman hastaların süt kesiği olarak tarif ettiği akıntı da gözlenebiliyor. Akıntı ve kaşıntıya bağlı olarak genital bölge derisinde kızarıklık ve tahriş de gözleyebileceğimiz belirtiler arasında sayılıyor. Bu belirtilerden biri ya da bir kaçı varsa, bir uzmana başvurmak gerekiyor.

BU ÖNLEMLERİ İHMAL ETMEYİN

Her ne kadar havuz sezonu mantar enfeksiyonu için risk oluştursa da yaz aylarında havuz keyfinden tamamen mahrum kalmanın gerekmediğini belirten Doktor Emre Özgü, alınacak basit önlemler ile enfeksiyon riskinin minimuma indirilebileceğini dile getirdi. Alınacak önlemlerin en başında havuzda kalınan sürenin ayarlanması mümkünse uzun süre havuzda kalmaktansa ara ara havuzdan çıkılarak ara verilmesi gerektiğini söyleyen Özgü, havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayonun değiştirilmesi de enfeksiyonların engellenmesi için önemli olduğunu belirterek, mayonun havuz sonrası değiştirilmesi hem kimyasal maddelere maruziyeti minimuma indirdiğini hem de nemli ortamın ortadan kaldırılması ile mantar üremesinin önüne geçebildiğini belirtti.

”Mantarlara karşı koruyucu olan iyi bakterilerin sayıca fazla olmasını sağlayabilmek için doğal probiyotiklerden zengin olan ev yapımı yoğurt benzeri gıdaların daha sık tüketilmesine özen gösterilmelidir” diyen Doktor Özgü, ”Özellikle adet döneminde kullanılan hijyenik ped, tampon gibi sentetik materyaller bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Bu sebeple bu malzemeleri mümkün olduğunca kısa süreli kullanmak ve sık aralıklarla değiştirmek akıntıyı önleme konusunda faydalı olacaktır” İfadelerini kullanarak günlük ve tuvalet sonrası kullanılan temizlik ürünlerinin mümkün oldukça vücut dengesine uygun olmasına, kokulu ya da katkılı olmamasına özen gösterilmesinin de altını çizdi.

Hemen hemen her kadının hayatının bir döneminde karşılaştığı, yaz döneminde sık tekrarlayarak ya da uzun süre devam ederek kadınların hayatını kabusa çevirebilen mantar enfeksiyonu için en iyi tedavinin, önlemleri alarak gelişmesini önlemek olduğunu söyleyen Doçent Emre Özgü, ”Eğer bir şekilde mantar enfeksiyonuna yakalandığınızı düşünüyorsanız erken dönemde doktor kontrolüne gidip uygun tedavinin alınması hastalığın kronik hale gelmesini engelleyecek ve daha ciddi sorunlara yol açmasının önüne geçecektir” diyerek sözlerini noktaladı.

Advertisement
Continue Reading

Sağlık (A-Z)

Sağlık Bakanlığı Covid-19 tablosu 6 Ağustos 2021 koronavirüs vaka ve ölü sayıları

Published

on

Sağlık Bakanlığı, ‘Günlük Koronavirüs Tablosu’nu paylaştı. 6 Ağustos 2021 Cuma günü verilerine göre; Türkiye’de son 24 saatte 243 bin 280 yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi yapıldı, 23 bin 957 kişinin testi pozitif çıktı, 101 kişi hayatını kaybetti, iyileşen sayısı ise 6 bin 941 oldu.

18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 67.02, ikinci doz aşı yapılanların oranı da yüzde 45.91 olarak kayda geçti. Türkiye’de bugüne kadar yapılan aşı sayısı 41 milyon 601 bin 929’u birinci doz, 28 milyon 498 bin 869’u ikinci doz, 5 milyon 453 bin 334’ü üçüncü doz olmak üzere toplam 75 milyon 554 bin 132’ye yükseldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da sosyal medya hesabından günlük tabloyu paylaşarak, “Vaka sayılarının artış hızı istenilen seviyede düşerse daha güvende olacağız. Bunun için iki yol var; tedbir ve aşı. Aşınızı olun” değerlendirmesinde bulundu.

Continue Reading

Sağlık (A-Z)

Retina yırtılması nasıl olur? İşte belirtileri ve tedavisi

Published

on

Retina dekolmanının ciddi bir göz hastalığı olduğunu söyleyen Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bekir Koç, retina yırtılması tedavisinin nasıl gerçekleştirildiğini ve önemini anlattı.

Retina tabakasının yapışık olduğu göz küresinin iç yüzeyinden ayrılmasıyla oluşur. Genellikle retinada oluşan yırtık ve deliği takiben ortaya çıkar. Retinada oluşan yırtık veya delik bu iki tabakanın arasına sıvı sızmasına neden olur ve bu sıvı iki tabakayı birbirinden ayırır. Dolayısıyla yırtıkların erken tanısı ve tedavisi, retina tabakasının yerinden ayrılmasını ve dekolman oluşmasını engelleyecektir. Bu sayede de hastalığın önüne geçilmiş olunur.

RETİNA TEDAVİSİ GECİKTİRİLMEMELİ

Retinada oluşan yırtıkların mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bütün retinaya yayılır ve görüş yetisinde azalma olur .Retina yırtılmasının oluşması halinde ilk olarak ışık çakması, sinek uçuşmalarıyla birlikte gözün önünde kurum yağmasına benzeyen koyu renkli noktalar görülür. Zamanla görme bulanıklaşır. Tedavi edilmeme durumunda retina dekolmanı gelişerek görme kaybı gelişebilir. Bu belirtiler olan bir hastanın mutlaka muayene olması gerekir. Muayene sırasında göz bebeğini büyütmek için damla damlatılır. Hasta 15 dk bekler ve doktor tarafından retina muayenesi yapılır. Eğer muayene sırasına retina yırtığı tespit edilirse mutlaka tedavisi yapılmalıdır. Erken dönemde retinal yırtıklar lazer tedavisi ile onarılır. Lazer tedavisi ayaktan yapılan ağrısız ve riski olmayan bir işlemdir. İşlem ortalama 10 dakika sürer ve işlem sonrası hasta evine gidebilir. Eğer retina yırtıkları tedavi edilmezse retina dekolmanı gelişir.

RETİNE YIRTILMASI AMELİYAT İLE TEDAVİ EDİLEBİLİYOR

Retina dekolmanı gelişen bir hastada başlangıçta görme alanının bir bölümünde görme kaybolmaya başlar. Zamanla ilerleyen dekolman tüm görme alanını kapanır ve hastada görme kaybı oluşur. Hastada retina dekolmanı geliştiyse, tek tedavi seçeneği cerrahi müdahaledir. Retina dekolmanı ne kadar erken tedavi edilirse ameliyat sonrası başarı şansı o kadar yüksektir. Gecikilen durumlarda retina sinir hücreleri öleceğinden ameliyatla retina yerine yapıştırılsa bile görme artışı sağlanamayabilir. Hastanın nasıl ameliyat edileceği muayene sırasında retina dekolmanına neden olan yırtığın sayısı, büyüklüğü ve konumuna göre belirlenecektir. Retina dekolmanı geliştiğinde tek tedavi seçeneği vitreoretinal cerrahidir. Günümüzde retina cerrahları tarafından vitrektomi tekniğiyle hastanın tedavisi gerçekleştirilir. Retina dekolmanı ameliyatı mikrocerrahi yöntemlerle uygulanır. Ameliyat ortalama 1 saat sürer, hasta genellikle bir gece hastanede kaldıktan sonra ertesi gün taburcu edilir.

RETİNA AMELİYATI SONRASI BUNLARA DİKKAT

Ameliyat sonrasın da retina dekolmanı ameliyatı kadar çok önemlidir. Doktor tarafından verilen ilaçlar kullanılmalı ve doktorun talimatlarına uyulmalıdır. En az 1 hafta boyunca göze su değdirmemelidir. Göz kaşıntısı olabilir, asla hastanın kaşımaması ve el teması olmaması gerekiyor. Sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Araba kullanımı ameliyat sonrasında riskli olacağından, doktorunuzun kontrollerde söylediği süre boyunca araba kullanmamalısınız. Retina dekolmanı sonrasında iyileşme süresi yaklaşık 2 aydır.

Advertisement

RETİNA YIRTILMASI NEDEN OLUR?

Retina dekolmanında en önemli risk faktörleri arasında yaşlanma görülmektedir. Özellikle de ailesinde retina dekolmanı olan kişilerin mutlaka 6 ayda bir göz muayenesi olması ve hastalığın belirtileri hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Miyop göz kusuru olanlardaysa retina yırtıkları ve dekolmanı gelişmesi daha fazla görülmektedir.

Continue Reading

Trendler